Şart mıydı,

Sesinde huzur bulan, gözünde soluklanan yüreğimi

Nefessiz bırakman?

Bu kadar oluru varken,

Olmazların sürüklediği  kaderim yüzünden şimdi bu

Öksüzlüğüm…

Esir düşüncelerimin tutukluk hali belki  geçmez de,

İçimden bir “sen” geçti,

Ben, öyle büyüdüm…

 

Şart mıydı,

Tebessüm ettiren gülüşlerini aklımda,

Her zerreme sinmiş kokunu tenimde bırakman ?

Benden de yorgun aklıma rağmen,

Her gece uyuyor olmak yerine, hep

Seni düşünmekteyim.

Bazen fark ediyorum da kendimi,

Yokluğun almış beni, sensizliğimden ölmekteyim…

 

Peki ya şart mıydı ?

Yalanların götürdüğü o sahte yerlere gitmen,

Gerçekten de gitmekle gidilebilseydi keşke,

Fakat, gel gör ki,

 Kalbin hala göğsümde oturuyor,

Acım arttıkça gülüşüm güzelleşiyor belki ama

Solum yetim kaldığından beri,

Bedenim hep seni ağrıyor…

 

Öyle ki,

Bu sıradan hayatıma tahammülü güç bir kalp bıraktın,

Sessizliğimi dahi  anlamadın ki,

Sözlerimi nasıl anlayacaksın ?

Dünü düşünüp, bugünü hep kaybettiğimden,

Kendimi, kendi halime bırakamayışım da benim mağlubiyetim olsun.

Gidişinin ardından ihtimallere tutunmak daha kolaydı vazgeçmekten

Lakin anladım ki,

Onlarca olasılığın arasında bir bendeki sen yoktun…

Onlarca olasılığın arasında bir bendeki sen yoksun…

 

                                                                  Piraye…