Bu gün yine seni yazacağı tuttu bu kalemin

Halbuki onlarca kez denedi, ve

Tecrübe etti zorluğunu seni Türkçeye çevirmenin,

Gel de anlat şimdi,

Yakılan her sigaranın dumanıyla tütüp gelen hasretini,

Yokluğunla esen soğuğun nasıl üşüttüğünü,

Yahut da, umutlarla oyalanmayı bırakıp, gerçeklerle yaralanmayı

Gel de anlat şimdi…

 

Aslında,  düşünden büyük bahçe yoktur insanın

En çok da sol yanındaki yüktür yakışanı o düş masalının.

Lakin, önce hayallerinden vazgeçer insan, sonra yarınlarından,

Kendine derman aradıkça, gönlüne dert bulduğu her an

Azı gider çoğu kalır ayrılığın…

 

Sanma ki giden dönmüyor da kalan yaşıyor,

Olmayacak bir hayali, sonuçsuz bir nedeni,

Belki de gelmeyecek bir gideni bekliyor hep insan,

Ömür bir şekilde geçiyor da gönül bir türlü geçmiyor …

Özlüyor mu yoksa unutuyor mu diye düşünmekten,

Sonu bilinmeyen bir hikayeye hep yenik düşüyor zaman…

 

Bir yanı eksik kaldı mı insanın, kalanı hep yarımdır

Yok sayıp her şeyi yaşanmamış gibi uyuyup uyanmak şöyle dursun,

Gönül yorgunu, uyurken bile yorgundur

Kendini bile ara sıra görür insan yansımasıyla sokak lambasının

Ve avutur yüreğini

“azı gitti çoğu kaldı ayrılığın” …

 Piraye…

 

 

 

Reklamlar