Öyle büyük, öyle ağır bir yüksün ki şu fani ömrüme,

Sevmelerimin bedeli, aldanışlarımın eseri, gözümde ki yaşım

                                               Hatta, yazık oluşumsun….

Ne dinlenen şarkılar, ne de bana bıraktığın pişmanlık yetiyor hafifletmeye seni,

Dertlerimin yanan yeri, kayboluşlarımın nedeni, belki de dilimde ki sözüm,

                                               Hatta, mahvoluşumsun …

 

En nihayetinde,

Kelimelerimi süslemeye yetecek kadar derdim var sayende,

Kaderimle oynayışlarını saymazsak eğer,

Uyuyup uyanıp hatırladığım, 

^bir diğer deyişle^ tüm unutuşlarımın boşa gidişi,

                                               Hatta, kendimi tekrar edişimsin…

 

Öyle bir karanlıksın ki, şu güneşi tanımayan gönlümde,

Yolumu bulamayışımsın , belki de kendime veda edişim,

Gidişimde misin yoksa kalışımda mı diye aranırken ben,

                                               Bir “sen” belirtisine hasret kalmışım …

 

                                                                     Piraye…