Sesini unuttuğumdan beri baktığım aynalarda bile yokum,

Almıyor susuzluğumu içtiğim sular, okuyup anlamadığım kitaplar,

Dinleyip duymadığım şarkılar var ve bir de bulamadığım yolum.

Sensizliğimin yerini dolduramadığımdan olsa gerek,

Boğazımı mesken edindi bir düğüm,

Ne yutkunmak mümkün, ne de nefes almak.

Esasında, yalandan da olsa bakan gözlerine küsmedim de,

Beni bana unutturan, o umutsuz tebessümün.

Böyle, sırtımda taşırken, dünyamın en ağır yokluğunu,

Benim harcım değil, senden öteye bir adım atmak.

 

Kim bilir kaçıncı tütüp gidişin bu sigaramın ucunda,

Senin duman olup dağıldığın soluduğum havaya ve benim kül olduğum.

Onlarca denemenin arasında kim bilir kaçıncı şiir bu yazılan açtığın yaraya,

Her kelimesinde acıyan yerlerimin öksüzlüğünü bulduğum…

 

Sorma, nasıl bir durum / 

Yağmurlar altında da olsa her yer yangın,

Sensiz bir köşede sana en yakın,

Yüreğimde ne varsa kırgın,

E, gönlüm desen yorgun,

“sen” desen, yoksun …. 

                                  Piraye…

Reklamlar