Sen kaygımın üstesinden gelirim sanıp hata yaptım boş vermekle,

Ve her gün kendime bir mutluluk icat etmekten yoruldum,

Yüreğime binen ağırlık hafifler sandım bu şekilde

Ancak, vazgeçmeyi öğrenmek gerek

Boş vererek yanlış rüzgarlarla savruldum.

 

Mutlu olabilmek için mazeret arayan bir kalbe mahkum ettin sen beni,

Bahanelerim tükendi tükenecek,

Acılarım artık reddediyor sessizliği.

“Çığlık atası var”

Sen gittiğinden beri “her şey yolunda”ymış gibi yapan kalbimin,

Bir duyan çıkar ya da çıkmaz umrunda değil.

“Ağlayası var”

Gülüşüne hasret kaldığından beri, yağmurlarını içine akıtan gözlerimin,

Kapanmadan ebediyete, özlemi geçer ya da geçmez belli değil.

 

Ne zaman ” ne olacaksa olsun artık” desem,

Kaldıramıyor yüreğim yokluğunda olanları,

Sokaklarım çıkmaz, günlerim geçmez

Anlaman ya da anlatmam mümkün değil,

Senden bana kalanları.

Şimdi mevsim ne olursa olsun, cümlelerim dahi üşüyor,

Ömrüm hep soğuk, kara bir kış ayı…

 

Hala, kül tablamdaki sigara izmaritleri nişanesidir,

Yüreğimdeki sen fısıltısının,

Ve geceler,

Sabaha çıkmam sandığım o geceler şahididir,

Adını sayıklayışımın,

Bu kadar fırtınanın içinde, kulağımda gizlenen sesin yüzünden de

Artık ben, bana çok ağırım…

                                                      Piraye…

Reklamlar