Bir ben var,

Yüreğime düşen yüreğin ve acemi dizelerimle baş başa,

Öyle bir çaresiz bırakış ki senin ki,

Yanması geçmesin, en acısı olsun istedin belli ki,

En acısı buydu sevgili,

Biçareyim gönüllerde, dermanım yok derman aramaya,

Beraber yürüdüğümüz o yolların kaldırımlarında ağlamak da varmış yarınsızlığa,

Elimde bir umut bile bırakmadığından olsa ki,

Acılarım gibi gönül ağrılarımda artıyor yaşlandıkça.

Evet, yaşıyorum, buna yaşamak denirse tabi,

Bence biz “sana gün saymak” diyelim buna,

Zaten ben, aldım alacağımı hayattan kıssadan hisse,

Uzun lafın kısası, bir sen yeterdin bana.

O zaman, yaşlanırken yaşardım belki,

İşte o zaman, çare olurdun yarınlarıma…

Ve bir sen var,

Umut dolu sabahlar ve sevildiğimi hissettiğim anlarla hafızamda,

Öyle bir ikilemsin ki,

Hayata yeniden başlamanın yolunu bulamayışımdasın aynı zamanda.

Ve yine öyle bir sen ki,

Aklıma gelince ağaçlar şarkı söylüyor sokaklarımda,

Ardından bir rüzgar esiyor ve her şey gülümserken, karanlığa gömülüyorum bir anda.

Toparlamak istediğim gecelerde,

Hem dert oluyorsun hem deva,

görüyorsun işte, ben darmadağınım sana,

Nitekim, öyle bir “sen” yok ki,

Tasviri zor bir hayat biçti ömrüme,

Bir ben fazla geldim gönlüne…

 Piraye…