Sen hiç konuşan tebessüm gördün mü ?

Bir gülüşüyle sana neden var olduğunu anlatan,

Yüreğindeki kabuk bağlayan o yaraları unutturan,

Baktıkça baktıran ve o yüze dantel gibi yakışan..

Öyle bir tebessüm ki,

Ruhlarına kadar kirlenmiş insanlara rağmen,

Hayallerine kavuşacağına inandıran,

İnsanı düştüğü yerden ummadığı anda kaldıran

Ve o karanlık dünyana güneş gibi doğan.

Ben gördüm…

İşte o tebessüm açmıştı hayatıma yeniden tüm kapıları,

Evet, unutturmuştu kirli hayatlar gibi kapanmaz sandığım yaraları.

Öyle bir kalkıştı ki benimki battığım yerden,

Hiçbir sebep yetmezdi geri getirmeye karanlıkları.

Ve öldüm…

İşte o tebessüm,

Bu kez bir çelmeydi atılan, sonradan aydınlanan hayatıma,

Hafızama kazınan o gülüşü gibi, bir de gidişi var artık,

Acaba umrundamıydı o tebessümsüz duramazdım ayakta,

Ne konuşanım var, ne yakışanım, ne de kavuşacağım artık.

Ve gömdüm…

Ne kadar iyi niyetim varsa,

Sadece bilin istedim,

O tebessüm, hayatımın iyi gelen tarafıydı yalnızlığıma…

 Piraye…