Ya Cemal Süreyya’dan Özdemir Asaf’a,

Can Yücel’den Turgut uyar’ a,

Tüm sözleri yüreğimize dokunan şairler, sadece birer kurmacaysa,

Bakış açılarını sevdiğimiz hayata,

Ya da hayran kaldığımız aşklarına….

Aslında onlar da en az bizim kadar hayransa o hayatlara!

Belki hayal edip yaşayamadıklarına,

Ya da yaşayıp bitiremediklerine yazıldı onlarca mısra!

Kim bilir?

Belki de o mısraların işlevini bitirdiği yere gelmişizdir çoktan,

Ha…. mısranın işlevi bitti diye, şiirin de sonu gelmedi ya …

Bazen gözden gönülden akan bir damla yaş oluverir şiir,

Bazen arsızlaşan bir özlem,

Bazen de serin bir esintiyle bile kendini hatırlatıveren yalnızlık…

Durum böyleyken,

Nasıl dersin Turgut Uyar’a “Şiir yalan söyler” ,

Ya da Cemal Süreyya’ya ” Bir daha onun adını yazarsan kalemini de kır” diye ?

Diyemezsin….

O zaman ikna etmeyi dene Yılmaz Odabaşı’nı 

Bir yaranın bir ömür kanamayacağına,

Edemezsin…

Velhasıl kelam,

Yılmaz Odabaşı’ndan Cemal Süreyya’ya, Can Yücel’den Turgut Uyar’a 

Anca teşekkür edersin,

Hiçbir şey sormadan susuşlarını anladılar ve

Hislerinin dili oldular diye.

Ya da benim teşekkür ettiğim gibi,

Bulundukları yerden seni kucaklamaya kolları yetti diye.

Teşekkürler…………..

                                                               Piraye…

Reklamlar